Saraybosna/2009/9.Bölüm

Saraybosna-9.Bölüm
11.08.2009

Mostar’da yağmur şiddetini arttırırken biz gezimizin son durağı için otobüse biniyoruz. Muhteşem manzaralar sunan Neretva nehri bize eşlik ediyor. Her yeri besliyor, yemyeşil bir doğa var. Yağmur bize Saraybosnaya kadar eşlik ediyor. 2.5 saat sonra başkente varıyoruz. Kalacak yer ayarlamadık, terminalde iniyoruz, bir info buluyorum ama İngilizce bilen yok. Biz Başçarşı’ya yakın biryerlerde kalmak istiyoruz ama mesafeyi bilmiyoruz, hiç de araştırmadık. Başçarşı diyince tram diyerek bir yeri işaret ediyor sorduğumuz kadın. Buradan tramvaya binerek gidecegiz diye anlıyoruz. Büfeden tram ticket diyerek bilet alıyoruz. Tramvaya binince şöföre başçarşı diyoruz haber ver manasında, kafasını sallıyor. Yaklaşık 20 dakikalık bir yol sonrası varıyoruz. Ankara’yı bilenler Çıkrıkçılar yokuşu ve kale civarını hayal etsinler, bana direk oraları çağrıştırdı, sevimli bir yer.

Başçarşı Saraybosna

Başçarşı Saraybosna

Bir info bulup kalacak yer soruyoruz sadece yatakhane tarzı hostellerde yer olduğunu söylüyor. Karı koca bize pek uymuyor. Birkaç yere bakındıktan sonra buraya göre oldukça pahalı( 70 eur oda/gecelik) olan Villa Kolaçi adında bir yerde tertemiz, şirin ama küçücükten de küçük  bir oda  buluyoruz.
 Biz uçak biletimizi Zagreb gidiş, Saraybosna dönüş almıştık. Karadağ’a geçmeyince Saraybosna’da geçecek günümüz arttı. Tramvayda gelirken gördüğüm Thy ofisine de uğrayacağız belki bilet değiştirebiliriz.
Saraybosna

Saraybosna

 Mostar otobüsünde teyzelerden çantasından börek çıkartıp torunuyla yemişti, mis gibi kokmuştu valla. O andan beri börekkkk diyoruz. Başçarşının hemen karşısında kıymalı böreklerimizi yiyoruz. Süper lezzetli.
 Soluklanırken yapacaklarımızı konuşuyoruz. İlk aklımızdaki yer savaş müzesine gitmek (sakın saatlerine bakmadan gitmeyin!)
Tramvaya binip hangi durakta ineceğimizi soracaz, aramızda Türkçe konuşurken yanımızdaki çocuk Türk müsünüz deyince seviniyoruz. Burada üniversitede Uluslararası İlişkiler okuyan son derece bilinçli, terbiyeli Übeyt isimli bir gençle tanışıyoruz. Gözümüzün önünde geleceğin başarılı bir  diplomatı canlanıyor. Yol uzun, günlerdir herkesten Balkan coğrafyası, halkları, politikalar hakkında türlü şeyler duyduk ama en doğru tespitleri ve çözümlemeleri  bu genç arkadaşımız yapıyor. Savaş müzesine de en kolay son durakta inip taksiye binerek ulaşacağımızı söylüyor,vedalışıyoruz. Son durakta yoldan taksi çeviriyoruz  10 KM diyor. Klasik nerdensin kimlerdensin muhabbeti açılınca adam Boşnak olduğunu, 2 kez hacca gittiğini, hacı yüzüğünü, arabadaki Fatih Sultan Mehmet resmini ve Türkçe dini bir Cd’sini gösteriyor, tarzanca ve Almanca birkaç kelime ile anlaşıyoruz. Tünele  varınca ise  bir şok..KAPALI..
Saraybosna Savaş Müzesi

Saraybosna Savaş Müzesi

Çok bozuluyoruz ama yapacak bir şey yok bu da bize ders olsun.. Aslında saat daha erken ama anlayamadık neyse. Taksici ile anlaşıp bizi başçarşıya bırakmasını söylüyoruz.(20 KM)
saraybosna9(1)
 Arabada ne yapacağımızı konuşurken ilk Thy önünde inelim diyoruz. İnerken adam para üstü verirken bize 5 Eur ve yanında Hırvat parası olan 20 Kuna veriyor. Eşim yanlış verdi bu paranın değeri daha düşük filan derken adam okey okey filan diyo, arkada trafik bekliyo derken biranda inmiş oluyoruz ve 20 KM yerine 35 KM ye geldiğimizi anlamamız 1 dakikamızı almıyor ama geçti Borun pazarı… İlk turist kazığımızı yemiş oluyoruz hacı abimizden…
Galiba bugün şansımız yok. Thy de kapalı. Burada işler Hırvatistandaki gibi gitmeyecek mi diye kafamızdan geçirmiyor değiliz.Başçarşıya doğru yürüyüp internet bulursak gireriz diyoruz.
Gezerken Sultan Cafe diye Türkçe tabelalı bir yer görüyoruz. Internet de var. Temiz yüzlü bir kıza İngilizce sorular sorarken biranda masadaki Türkçe kitabı görünce hemen Türkçe’ye dönüyoruz. Burada işlerimizi halledip, Thy’den de umudu kesip çıkıyoruz. Yanda minik avluda herkes Türkçe konuşuyor. Duvardaki Cumartesi çiğ köfte bulunur yazısı çok hoşumuza gidiyor.
Artık gezmeye başlayalım diyoruz. Birkaç aksilik moralimizi bozmasın, tadını çıkaralım.
Galatasaray’ın eski futbolcularından Tarık Hodziçin cevapcici restorantı da burda.

geziblog wm286 copy

Acentelardaki turlara bakıyoruz. Tunel turu, Saraybosna şehir turu  var.
Bizim planımızda ise Osmanlıdan kalma eserler, medreseler, Gazi Hüsrev Bey Cami, savaş tüneli zaten var. Madem Thy ile işler ters gitti , günlerimizi planlayarak kendi programımızı yapıyoruz.
saraybosna2
Arada kahve içiyoruz. Akşam olunca Mostarda da cevapcici yediğimizden başka birşeyler bakalım diyoruz. Gezinirken konuşmamızı duyan restorandan biri aaa Türkmüsünüz diyor, eveeet diyoruz. Almanya’da doğmuş büyümüş ve orada yaşıyormuş Alman arkadaşları ile gelmiş,ailesi aslen Konyalı imiş. Acayip seviniyor, fotoğraflarımızı çekiyor. Karşılıklı bilgiler paylaşıyoruz. Yanda Japon TV ekibi çekim ve ropörtaj yapıyor biz yola devam ediyoruz. Aklımıza gündüz gittiğimiz Sultan Cafe geliyor, orada mutlaka bize göre yiyecek buluruz hiç birşey bulamazsak bir çorba içeriz mis gibi diyoruz. Merhaba deyip oturunca bir anda bir sürü kişi masamıza geliyor. Kimi burada üniversitede okuyan gençler, kimi ise çalışmaya gelmiş. Bize gezi için bilgiler veriyorlar.
Burada 38 KM ödüyoruz( 2 çorba,2 karışık pide,3 ayran,3 çay,salata ve hepsi de lezzetli..)
Kaldığımız yeri söylüyoruz daha ucuza bir yer olduğunu paylaşıyorlar. Artık geç oldu, ayrılıp odamıza gidiyoruz.
12.08.2008
Sabaha kadar savaşlar, karışık rüyalar görüyorum. Eşim de aynısı söylüyor. İki gündür konuşulan konular, gezilen yerlerin etkisi herhalde. Sabah arada bir yerde bir otele gidiyoruz. Otel Yıldız kaldığımız yere çok yakın 2 kişi 50 EUR kahvaltı dahil. Dağılmamış eşyalarımızı alarak hemen oraya bırakıp çıkıyoruz. Burada 2 gece kalacağız. İngiliz bir kızla tanışıyoruz. O da yazın Türkiye’de Çıralı’da bir teknede çalıştığını anlatıyor bize.
Dışarı çıkıp buraya çok yakın olan şehitliğe gidiyoruz öncelikle dik yokuşu çıkarak. Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in kabrini ziyaret ediyoruz. Başında sürekli bir asker nöbet tutuyor.
 Aliya İzzetbegoviç’in vasiyeti imiş, beni şehitlerle birlikte gömün putlaştırmayın sade bir mezarlık yapın demiş.Önünde ise ufak bir su kanalı var. Hilal şeklinde tasarlanmış. Dualarımızı edip iniyoruz.
Kahvaltı etmediğimizden aşağı inip börek yiyoruz. ( Buregdzinica Sac Pavlaka Soslu.. yoğurtlu bir sos ben beğeniyorum eşim sevmiyor, yanında da ayran kişi başı 4 KM)
Kalkıp gezmeye devam ediyoruz bu sefer başçarşının bitiş noktası diyebileceğimiz katedralin de olduğu bir yer var. Biz buraya Hırvat bölgesi adını takıyoruz aramızda ama buranın adı(Slatko Cose-Sweet Corner imiş, rehber kitaplarda doğu ile batının buluşması diyor) Hemen mekanlar daha Avrupai oluyor. Biraz da buralarda geziyoruz.
Slatsko Kose'deki Katedral

Slatsko Kose’deki Katedral

Katedral 1889 da inşa edilmiş, Sırp kuşatması altında zarar gördüğünden de restore edilmiş.
Bugün Saraybosna film festivali başlıyor. Galanın yapılacağı mekana kırmızı halılar serilmiş, çekim ekipleri,ışıklar, bir telaş bir telaş. Yanında güzel bir kafe var. Oturup birşeyler içip etrafı seyrediyoruz.
Saraybosna Film Festivali
Gezintiye devam ederken çok güzel bir pastane görüyoruz.
İçine girip bakıyoruz pastalar çok güzel görünüyor. Hemen oturup birşeyler yiyoruz. Aşağıdaki masa hesabı 10 KM ki çok çok ucuz bu lezzetler için. Şiddetle tavsiye ediyorum
 saraybosna9

 

Biraz daha gezip otele dönüyoruz akşama kadar biraz dinlenip yemeğe çıkacağız.
Yemek için İnat Kuca’ya ( İnat Evi) gideceğiz. Miljacka nehri kıyısında olan bu mekan Boşnak yemekleri üzerine uzmanlaşmış ama asıl ününü evin nehrin karşı tarafına taşınmasını isteyen devlet otoritesine inadıyla kök söktürmesine borçlu. Anlatılana göre Avusturya-Macaristan İmp. zamanında ev şu an bulunduğu yerin tam karşısında imiş. O alanı istimlak etmek isteyen devlet otoritesine, bir torba altın ve evinin aynısını karşı kıyıya (şu an bulunduğu yer ) tek tek tuğla tuğla taşınması şartıyla verebileceğini söylemiş sahipleri. Hikayenin aslı burada ..
Yemekleri harika, otantik bir ortam.
Inat Kuca

Inat Kuca

 

inat2

inat3

 

 Çorba, dolma, karışık gulaş tarzı etli bir yemek, salata derken sulu yemek yemenin keyfini hatırlıyoruz. Türk kahvelerimizi tüm Bosna gezimizde olduğu gibi kırtlama şeker ve lokum eşliğinde içip kalkıyoruz.(54 KM)
Minik otelimizde internet de var, otele dönüp işlerimizi halledip, yarını planlıyoruz.
13.08.2009
Sabah kahvaltımızı yapıp çıkıyoruz. Gazi Hüsrev Bey Camisini ve civardaki tarihi yerleri rehber kitaplarımız eşliğinde geziyoruz.
 Turkish Ziraat Bank Bosna da para bozduruyoruz. Tramvay çok yavaş gidiyor Savaş Müzesi de uzak hemen taksiye biniyoruz. Taksici 20 KM diyor.Giderken bize savaştaki pazar yerini işaret ediyor bomb filan diyerek ve anlıyoruz ki burası Sırpların bomba attığı meşhur pazar yeri katliamının olduğu alan. Taksici az Almanca biliyor çat pat anlıyoruz dediklerini. Dönecekseniz bekleyebilirim diyor biz yakınlardaki Vrelo Bosna denen parka da gideceğimizi söylüyoruz 10 KM daha alacak burası için.
Saraybosna Savaş Müzesi

Saraybosna Savaş Müzesi

Kuşatma Altındaki Saraybosna

Kuşatma Altındaki Saraybosna

1992 1995 arasında Saraybosna Sırp kuşatması altında iken şehir dış dünyaya sadece bu 800 metrelik tünel ile bağlanmakta idi. Bu evin altından ve havaalanı altından karşılıklı kazılan tünel ile birçok yardım ve askeri malzeme hatta canlı hayvan taşınmış. Çok etkileyici.Tünelin belli bir kısmına kadar giriliyor, birde belgesel var savaş döneminde tünelin işleyişini gösteriyor. Mutlaka yapılması gereken bir gezi. Giriş 5 KM.

Taksimize binip Vrelo Bosna’ya gidiyoruz. Vrelo Bosna, Bosna Nehrinin kaynağı ve içinde atlı arabalarla turlar da yapılabilen huzur dolu yemyeşil bir park. Hava burada süper çünkü dev ağaçlar serin bir ortam yaratıyor minik göllerde kuğular ördekler var.
Vrelo Bosne

Vrelo Bosna

Acıkınca Labud Rest.da oturup birşeyler yiyoruz. Burası araba ile rahat gelinecek bir yer ama toplu taşıma ile rota hem şehre uzak hem de sıkıntılı çünkü anayola kadar yürüyüp vasıta bulmanız gerekecek, hemen park dışında da taksi bulmak zor. Biz anayola gelince taksi geçmediğini görünce esnafa hemen başçarşı diyoruz, durağı gösteriyor. 20 dakika sonra bir otobüs geliyor, duraktaki kız Ilıca diyor.(2 kişi 4 KM). Anlıyoruz ki otobüs Ilıca’ya kadar gidecek oradan tramvaya binmemiz gerekecek.
Ilıca’dan tramvaya biniyoruz(3.20 KM 2 kişi ). Merkeze gelince hemen Vatra pastanesine gidiyoruz. Önündeki cadde İstiklal misali, iğne atsan yere düşmüyor. Turizm acentalarının camlarında Mısır ve Türkiye tatil turları promosyonları var. Otele dönüp dinlenip akşam tekrar çıkıyoruz.
Ferhadiye ve Strossmayer caddelerinde takılıyoruz. Birşeyler yiyip otele dönüyoruz.
Yarın artık İstanbula döneceğiz.
13.08.2009
Uçak akşam 18.00 civarı. Bütün gün toparlanma, geniş geniş zaman geçirme ve havaalanına gidiş gibi işlemlerle dolu.
Havaalanı çok mütevazi şartlarda. Orada vakit geçiririm diye sakın çok çok erken gitmeyin yakınlarında bir iki market dışında hiç birşey yok. Rötarlı kalkan uçağa birde AHL de bozulan valiz bantı (carousel ) eklenince evimize geceyarısı dönüyoruz. Yorgunluk dışında mutluyuz.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

3 Yorum

  1. Ays