Split /2009/3.Bölüm

Split-3.Bölüm

Plitvice’ de gece boyunca yağan yağmur sabahta devam ediyor. Lower lakes iptal. Güzel bir kahvaltı yapıyoruz ve Split‘e gitmek üzere toparlanıyoruz. Otobüs durağına gidiyor ve otobüs beklemeye başlıyoruz. Türkiye’de iken araştırdığım üzere otobüs, Zadar’dan veya Zagreb’ten geliyor, fakat bizim gibi birsürü backpacker’ın durakta olacağını bildiğimden vakitlice durağa gidiyoruz ama durak yine de kalabalık..Bu arada dolmuş tarzı bir araç yaklaşıyor yarı İngilizce yarı Almanca otobandan gideceğini, Split içinde de istediğimiz yere bırakacağını söylüyor kişi başı 200 kuna. Pahalı ama otobanın Split yolunu diğer yola göre 2-3 saat kısalttığını ve çoğu otobüsün otobana girmeden gittiğini okumuştum. 2 Kanadalı, 2 ingiliz, 2 Japon, 2 Türk şeklinde fıkra misali doluşuyoruz.Yarı Almanca yarı İngilizce şöförümüz bize birşeyler anlatıyor yolda ‘one minute safari’ diye duruyor bize bu bölgenin koruma altındaki ayılarını gösteriyor. Diğer milletler aaaa ooo derken ve makinalara bol bol ayı resmi yüklerken biz de ayıp olmasın diye bir fotoğraf çekiyoruz.

Split limanı

Split limanı

 

  Bir süre daha gittikten sonra otobana giriyoruz ve çok çok uzun bir tünel sonrası bir anda Akdeniz iklimi ve sımsıcak güneş karşılıyor bizi . Herkes ooohh çekiyor kahkahalar atılıyor, yüzler gülmeye başlıyor, yaşasın tatil yeniden başladı….Bu arada uyuyan eşim ne oluyo diye uyanıyor irkilerek, hepimiz bir de ona gülüyoruz..
9.30’da başlayan yolculuk 12.30’da Splitte bitiyor, hızlı ve konforlu bir yolculuk sonrası liman bölgesi olan Riva’da inip kalacak yer bakmaya başlıyoruz.  Bu bölge hem Dünya Kültür Mirası listesindeki Diocletian Sarayına hem de limana yakın. İzmir Kordon tarzı, çeşitli  kafeler var, çok kalabalık ve enerjik bir yer.
splita8

Odamızdan Split Liman manzarası

 

Splitteki otelimiz

Splitteki otelimiz ve ben 🙂

 

Hava acayip sıcak ve nem korkunç. Liman insan kaynıyor, gelenler gidenler, gemiler çok fazla, yoğun bir deniz trafiği var. Hemen kalacak bir yer bakmaya başlıyoruz ama birkaç deneme başarısız. En beğenmediğimiz dandik otellerde bile yer yok. En sonunda 3 yıldızlı Bellevue Hotel’de  830 kunaya – ki oldukça pahalı bir fiyat- bir yer buluyoruz hemen giriyoruz tabiki. Otel lokasyon olarak muhteşem. Daha sonradan öğreniyoruz ki 5 Ağustos aynı zamanda ülkede resmi tatil olan  zafer bayramı ve şükran günü imiş. Kalabalığın sebebi anlaşıldı..
Duş alıp hemen üstümüzü değiştirip sokağa atıyoruz kendimizi, sıcaklık 39 derece gösteriyor …
Bu sıcakta biraz zor olsa da Diocletian Sarayını, Katedrali ve Katedral hazinelerini, ayrıca Jüpiter Tapınağını geziyoruz. 3.yy da inşa edilmiş bu saray gerçekten de dikkat çekici.Tarihi bilgileri rehber kitabımızdan okuyarak gezmeye devam ediyoruz.

 

 

Diocletian Sarayı

Diocletian Sarayı

splita6

 

splita7

 

 

Hırvatların boyu çok uzun …  İstanbul’a gelene kadar bu konu sürekli gündemimizde olacak galiba. 1.85 olan eşim bile komplekse giriyorken ben 1.68 ile ne yapayım:)

Hırvatistan boy ortalaması :)

Hırvatistan boy ortalaması 🙂

Sarayda iken, kral çıkıp bizi selamlıyor 🙂

 

Bu bölgedeki gezintimiz bitince sarayın arka kısmından şehrin yukarısına çıkmaya karar veriyoruz. Bu noktada bizi ünlü heykeltraş Ivan Mestroviç’inGrgur Ninski isimli piskoposun anısına yaptığı heykeli karşılıyor. Bu devasa heykeldeki kişi dini hizmetlerde Latince yerine Hırvatça kullanılmaya başlanmasının öncüsü olduğundan çok saygı görüyor. Heykelin ayak baş parmağına dokunmanın iyi şans getirildiğine inanılmakta.. Turistik bulduğum inanışlardan biri daha 🙂

Grgur Ninski

Grgur Ninski

05.08.2009 Split

Karnımız acıktı. Bu yorucu ve çok sıcak günde serin bir yer bulup ( HAMI, Culica Dvori bb, vl.vera Jelavic , Mitrovic) yöresel peynirlerle hazırlanmış pizza, ton balıklı salata ile yorgunluk atıyoruz. Su istediğinizde sürahi ile musluk suyu geliyor burada paketli su isterseniz bunu  belirtmekte fayda var.
Dinlendikten sonra Stari Grad (Old City, Eski Şehir ) denilen bölgeyi geziyor, pazar yerinde bakınıyoruz genelde tekstil hediyelik eşya  var. Eşime hatırası olsun diye bir Hajduk Split forması arıyoruz. 50 kunaya bir t- shirt alıyoruz, tenis için birkaç bileklik alıyoruz.( 80 kuna) Daha sonra limana inip internet cafe buluyor ve işlerimizi hallediyoruz. Kur acayip düşük ama tek açık dükkan var, orada biraz para bozdurup Supetar(Brac adası) biletimizi almaya gidiyoruz. Bilet kişi başı 30 kuna.
Biraz daha gezip bir pastanede oturuyoruz, yorulmuşuz. Daha sonra odamıza gidip biraz dinlenip akşam vakti tekrar çıkıyoruz. Riva gündüzden de kalabalık. Sahne kurulmuş olduğunu görüyoruz ve Milli bayram ve Split festivali kapsamında düzenlenen klasik müzik konserini sahilde oturup dinliyoruz.Daha sonrada yaklaşık 3 saat sürecek halk oyunları gösterilerini ayakta soluksuz izliyoruz. Bizim için nefis bir gece oluyor rengarenk kostümler değişik danslar herkes coşku içinde..Arkasından dakikalarca havai fişek gösterisi..Sabah kızmıştık kalabalığa ve yer bulmanın zorluğuna  ama Splitte daha iyi bir günde bulunamazdık diye düşünüp seviniyoruz. Gösteriler bitince bir kafede oturup dinleniyoruz.

Daha sonra gezinip bu seferde gündüz gözümüze kestirdiğimiz Bobis isimli -daha sonradan çok meşhur olduğunu öğrendiğim-pastanede tatlı yiyoruz ve çok beğeniyoruz.

Otele giderken mısır satıcısı görüyoruz( 20 kuna ) ve beklerken italiano ispanyola filan derken biz Türküz deyince mısırcı çok seviniyor ben Arnavutum diyor,  hemen ufak bir çocuk çağırıyor bakın bu da Türk diye. Çocuk Makedonya’dan ve gayet aksansız bir Türkçe ile konuşuyor. Biraz muhabbet sonrası ayrılıyoruz.

Gece vantilatör ve tüm camlar açık ama  (3 yıldızlı otel ama klima yok maalesef) serinlemek ne mümkün! Yatak gıcırtısından uyumak çok zor oluyor hele birde sabaha karşı sarhoşların patırtı gürültü ve bağırtıları meydanı inletiyor. Tabi birde sabah saat 6.00 da kilise çanı çalmaya başlayınca (kilise otelin hemen yanında imiş !) bize uyku haram diyerekten kalkıyoruz. Kahvaltı neyseki yüzümüzü güldürüyor zeytin bile var..Valizleri odadan alıp limana gidiyoruz.
splitvolkan2

Şimdiki rotamız Supetara giden feribotla meşhur Zlatni Rat plajının da bulunduğu Brac adasındaki Bol‘a geçmek.

Yazının 4.Bölümüne Gitmek için Tıklayın

Yazının 2.Bölümüne Gitmek için Tıklayın

 

 

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !